Nazım Hikmet & Vera
Nazım Hikmet ve Vera Tulyakova’nın hikâyesi 1955 yılında başlar. Tanıştıklarında Vera 23, Nazım ise 53 yaşındadır. Nazım Hikmet, son aşkı Vera’ya ve bu aşka dair geride onlarca şiir, mektup ve anı bırakır. Nazım, Vera’ya defalarca dile getirir, onu sevmenin ne muazzam bir şey olduğunu… Nazım için Vera’nın olmadığı şehir, elin çektiği bir eldiven gibi boştur. Bir şehir güzelse onun sayesinde güzeldir.
Koleksiyonunun esin kaynağı; Nâzım’ın, Vera için yazdığı bir mektup olmuştur. Bu mektubunda; “Vera, sevgilim” der ve bir güneş çizer; “Bir güneş daha aldım senden , “ve yüreğim sanki bir ilkbahar dalı” diye ekler bir yürek ve çiçekli bir dal çizerek… Mektubuna “Seni ne kadar sevdiğimi tasavvur edemezsin. Güzelim, tatlım, akıllım benim.” diyerek devam eder. “Sensiz dünya benim için” yazıp, alevler içerisinde bir dünya çizer. Son konuşmalarında sevgilisinin sesinin çok hüzünlü geldiğini yazar ve bu sebeple açık bir göz çizerek hiç uyumadığını ifade eder. Ve mektubuna şu şekilde son verir; “Sevincim benim, sana en önemli şeyi söylemek istiyorum, ömrümce söylemediğim bir şeyi: Seni seviyorum. Nâzım.”
Nazım Hikmet, gittiği her şehirden, her ülkeden arar Vera’yı, her yerden mektuplar, kartlar atar ve içinde tutamaz Vera’ya hissettiği aşkı, tutkuyu… Mayıs 1959 tarihli bir kartpostalda şöyle yazar. “Sen benim aşkım, sen benim kızım, sen benim yoldaşım, sen benim küçük annemsin. Canım, bir tanem, seni sevmeden önce dünyayı sevmesini bile bilmiyormuşum. Bu şehir güzelse senin yüzünden, bu elma tatlıysa senin yüzünden, bu insan akıllıysa senin yüzünden…”
Nazım Hikmet, bütün yaşamını, geçmişle ilgili anılarını, düşüncelerini sık sık Vera’ya anlatır ve Vera da bunları not alır. Son gününe kadar, ülkesinden haber bekleyen Nazım Hikmet, yazdıklarının ve yaşadıklarının bir gün ülkesine varmasını ümit eder. Aşkın yaşsızlığına en güzel örneklerden biri olan bu aşk, Melie’nin “Nazım ve Vera” koleksiyonuna hayat vererek, bu ölümsüz hikâyeyi bize tekrar hatırlatıyor.